0543 448 30 28 WhatsApp
AnasayfaBlogDemir-Çelik Haberleri › AB Çelikte "Eritme ve Döküm" Dönemini Başlatıyor: Türk İhracatçı İçin 1 Ekim Kritik Eşiği
Demir-Çelik Haberleri

AB Çelikte "Eritme ve Döküm" Dönemini Başlatıyor: Türk İhracatçı İçin 1 Ekim Kritik Eşiği

AB Çelikte "Eritme ve Döküm" Dönemini Başlatıyor: Türk İhracatçı İçin 1 Ekim Kritik Eşiği

Avrupa Birliği'nin 1 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren yeni çelik ithalat rejimi, şimdiye kadar büyük ölçüde kota hacimleri ve yüzde 50'lik kota dışı vergi üzerinden tartışıldı. Oysa rejimin orta vadede ticaret akışlarını asıl yeniden şekillendirecek unsuru daha az konuşuluyor: eritme ve döküm (melt and pour) zorunluluğu.

Kural 1 Ekim 2026'da devreye giriyor. Hangi belgelerin geçerli sayılacağını belirleyecek uygulama tasarrufunun ise 31 Ağustos 2026'ya kadar kabul edilmesi bekleniyor — yani sektörün önünde çok kısa bir hazırlık penceresi kaldı.

Giriş

(AB) 2026/1384 sayılı Tüzük, 25 Haziran 2026'da yürürlüğe girdi ve 2018'den bu yana uygulanan korunma önleminin yerini aldı. Yeni rejimde 26 çelik ürün kategorisi için yıllık gümrüksüz tarife kotası 18.345.922 tona sabitlendi; bu, önceki korunma kotalarına kıyasla ortalama yüzde 47'lik bir daralma anlamına geliyor. Kota dışı kalan sevkiyatlarda uygulanan vergi de yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkarıldı.

Bu başlıklar Türkiye'de geniş biçimde işlendi. Buna karşılık, aynı tüzüğün ithalatçılara getirdiği izlenebilirlik yükümlülüğü, teknik bir gümrük detayı gibi görüldüğü için gündemde hak ettiği yeri bulmadı. Hâlbuki bu yükümlülük, bir sevkiyatın kota erişimini hangi ülkenin hanesine yazacağını zamanla değiştirebilecek nitelikte.

Gelişme

Tüzük, eritme ve döküm ülkesini açık biçimde tanımlıyor: ham çeliğin bir fırında ilk kez sıvı halde üretildiği ve ilk katı hâline döküldüğü ülke. Buradaki ilk katı hâl slab, kütük, ingot ya da doğrudan nihai ürün olabiliyor. Yani belirleyici olan, ürünün nerede haddelendiği veya nerede işlem gördüğü değil; çeliğin nerede döküldüğü.

Avrupa Komisyonu, hangi belgelerin kanıt sayılacağını belirlemek için 4 Haziran – 2 Temmuz 2026 arasında dört haftalık bir hedefli istişare yürüttü. İstişareye çelik üreticileri, kullanıcılar, tüccarlar, ithalatçılar ve sektör birlikleri davet edildi. Öne çıkan seçenek, sektörün hâlihazırda bildiği Mill Test Certificate (MTC) yani kalite/muayene sertifikası.

Takvim şu şekilde işliyor:

TarihAşama
25 Haziran 2026(AB) 2026/1384 sayılı Tüzük yürürlüğe girdi
1 Temmuz 2026Kotalar açıldı; kota dışı vergi yüzde 50'ye çıktı
31 Ağustos 2026Kanıt belgelerini belirleyecek ilk uygulama tasarrufu için öngörülen son tarih
1 Ekim 2026Eritme ve döküm beyanı zorunlu hâle geliyor
1 Ekim 2027Toplanan eritme-döküm verisi kota dağıtım yönteminde kullanılmaya başlanıyor
30 Haziran 2028Komisyon, eritme-döküm ülkesinin kota erişiminin esası yapılıp yapılmayacağını değerlendiriyor

Kritik nokta bu son iki satırda. Bugün kota erişimi hâlâ menşe esasına göre işliyor; eritme ve döküm ülkesi ise yalnızca beyan ediliyor ve veri olarak toplanıyor. Ancak Komisyon 1 Ekim 2027'den itibaren bu veriyi dağıtım yönteminde dikkate almaya, 30 Haziran 2028'de ise doğrudan kota erişiminin temeli hâline getirip getirmeyeceğini değerlendirmeye programlanmış durumda. Yani bugün "beyan" olan şey, iki yıl içinde "erişim hakkı" hâline gelebilir.

Yükümlülüğün kapsamı dar tutulmamış. Avrupa Ekonomik Alanı menşeli çelik ithalatçıları da aynı belgelendirmeyi yapmak zorunda; bunun gerekçesi, üçüncü ülke üreticilerinin AEA muafiyetini bir boşluk olarak kullanmasının önüne geçmek olarak belirtiliyor.

Uzman Yorumu — Gelişmenin sektör üzerindeki olası etkileri

Türk çelik sektörü için buradaki asıl mesele belge temini değil, tedarik zincirinin yapısı.

Türkiye'nin üretim profili iki ayaklı: bir yanda hurdadan elektrik ark ocağıyla üreten, dolayısıyla eritme ve döküm ülkesi doğrudan Türkiye olan tesisler; diğer yanda ithal yarı mamulü — slab veya kütük — haddeleyerek nihai ürüne dönüştüren hatlar. Yeni kural bu ikinci grubu doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü ürün Türkiye'de haddelenip Türk menşei kazansa dahi, eritme ve döküm ülkesi yarı mamulün döküldüğü ülke olarak kalıyor.

Bu ayrımın pratikte ne anlama geldiğini görmek için Ağustos 2026 piyasa verilerine bakmak yeterli. Piyasa değerlendirmelerine göre BDT kaynaklı kütük Türkiye'ye CFR bazında yaklaşık 500-505 dolar/ton bandında seyrederken, ABD menşeli HMS 1&2 (80:20) hurda CFR Türkiye yaklaşık 376 dolar/ton düzeyinde bulunuyor. Yarı mamul ithalatı, maliyet ve kapasite yönetimi açısından Türk hadde hatları için uzun süredir işleyen bir seçenek. Yeni rejim bu seçeneğe, daha önce olmayan bir belgelendirme ve ileride kota boyutu ekliyor.

İkinci nokta, sektörün bu mekanizmaya tamamen yabancı olmaması. AB, 30 Eylül 2023'ten bu yana Rusya yaptırımları çerçevesinde, üçüncü ülkelerde işlem görmüş demir-çelik ürünlerinin ithalatında girdilerin Rus menşeli olmadığının kanıtlanmasını zaten istiyor ve bu kanıtta MTC'yi kabul ediyor. Belgede ısı numarasına karşılık gelen döküm ülkesi ve tesis bilgisi ile altı haneli GTİP sınıflandırması aranıyor. Dolayısıyla AB'ye satış yapan Türk üreticilerinin önemli bölümü için altyapı kısmen mevcut. Değişen şey, bu izlenebilirliğin tek bir menşee yönelik bir yaptırım kontrolü olmaktan çıkıp tüm menşeler için geçerli, kotaya bağlı genel bir rejim hâline gelmesi.

Üçüncü ve en çok gözden kaçan nokta: yüzde 50'lik kota dışı vergi, mevcut ticaret politikası savunma önlemlerinin üzerine ekleniyor. Yani halihazırda anti-damping veya telafi edici vergiye tabi bir Türk ürünü kotayı aştığında, iki yük üst üste biniyor. Bu, kota takviminin ve kategori bazlı doluluk oranlarının sevkiyat planlamasında maliyet kaleminden çok risk kalemi olarak ele alınmasını gerektiriyor.

Sektörel Etkiler

İhracat ve pazar erişimi. AB, Türk çeliğinin tek en büyük pazarı olmayı sürdürüyor. 2025'te AB'nin 27 üyesine yaklaşık 7,9 milyon ton sevkiyat yapıldı. Bu hacmin toplam ihracat içindeki payı, hangi ürün sepetinin esas alındığına göre kaynaklar arasında farklılık gösteriyor: Ticaret Bakanlığı kaynaklı değerlendirmelerde yüzde 40'ın biraz üzerinde bir pay telaffuz edilirken, Çelik İhracatçıları Birliği'nin 2025 için verdiği 15,1 milyon tonluk çelik ürünleri ihracatı üzerinden hesaplandığında oran daha yüksek çıkıyor. Sepet tanımı ne olursa olsun, AB pazarının ağırlığı tartışmasız.

Yassı ve uzun ürün. Sıcak sac (HRC) ve inşaat demiri gibi kategoriler, kota doluluk hızının en yüksek olduğu kalemler arasında. Eritme-döküm beyanının 1 Ekim'de devreye girmesi, çeyrek başı kota açılışlarıyla aynı ritimde ilerleyen sevkiyatlarda gümrükte ek bir kontrol katmanı anlamına geliyor. Belgesi eksik bir sevkiyatın gecikmesi, yalnızca lojistik bir sorun değil; kota penceresinin kaçırılması riski.

Hurda ve kütük tedariki. Hurdadan üreten tesisler bu kuraldan yapısal olarak avantajlı çıkıyor: eritme ve döküm zaten Türkiye'de gerçekleşiyor, belgelendirme tek adımda tamamlanıyor. Buna karşılık ithal yarı mamulle çalışan hatlarda, tedarikçi seçimi artık yalnızca fiyat ve teslim süresiyle değil, döküm ülkesinin AB tarafındaki karşılığıyla da ilgili bir karar hâline geliyor.

İç piyasa ve yatırım. Türkiye 2025'i 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle kapattı ve dünya sıralamasında yedinci basamağa yerleşti. 2026 Haziran'ında aylık üretim 3,3 milyon tona ulaşarak yıllık bazda yüzde 14,7 arttı. Temmuz 2026'da çelik ihracatı yaklaşık 1,4 milyar dolar (yüzde 2,1 artış), Ocak-Temmuz döneminde 9,8 milyar dolar (yüzde 1,6 artış) olarak gerçekleşti. Üretim tarafındaki bu ivmenin AB pazarında karşılık bulabilmesi, giderek daha fazla oranda idari uyum kapasitesine bağlı hâle geliyor.

Kullanıcı sektörler. İnşaat, otomotiv ve beyaz eşya tedarik zincirlerinde AB'ye ihracat yapan ara mamul üreticileri de dolaylı olarak etkileniyor. Komisyon'un 30 Haziran 2027'ye kadar, önemli miktarda çelik içeren alt segment ürünlerin kapsama alınıp alınmayacağını değerlendirmesi programlanmış durumda. Bu değerlendirme, bugün kapsam dışı olan pek çok mamulü ileride aynı izlenebilirlik disiplinine dahil edebilir.

Sonuç

AB'nin yeni çelik rejiminde kota hacmi ve yüzde 50'lik vergi, etkisi anında hissedilen değişkenler. Eritme ve döküm kuralı ise daha sessiz ilerliyor ama daha kalıcı: 1 Ekim 2026'da bir beyan yükümlülüğü olarak başlıyor, 2027'de kota dağıtımını beslemeye geçiyor, 2028'de doğrudan erişim ölçütü hâline gelmesi değerlendiriliyor.

Türk ihracatçısı açısından yapılacak iş net: AB'ye giden her ürün grubu için döküm ülkesinin ürün bazında haritalanması, MTC akışının tedarikçi sözleşmelerine bağlanması ve ithal yarı mamulle çalışan hatlarda döküm ülkesinin ticari bir kriter olarak fiyatın yanına yerleştirilmesi. 31 Ağustos'ta beklenen uygulama tasarrufu, hangi belgelerin geçerli sayılacağını netleştirdiğinde bu hazırlığın somutlaşması gerekecek. Kotanın daraldığı ve kota dışı verginin ikiye katlandığı bir düzende, bir sevkiyatın gümrükte takılmasının maliyeti artık eskisi kadar tolere edilebilir değil.

Kaynaklar

Editör Notu: Bu içerik, birden fazla güvenilir ulusal ve uluslararası kaynağın karşılaştırmalı analizi sonucunda hazırlanmış özgün bir sektörel değerlendirme olup yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır.

Avrupa BirliğiÇelik FiyatlarıÇelik İhracatıÇelik KotasıDemir ÇelikDış TicaretEritme ve DökümGümrük VergisiHRCHurdaİnşaat DemiriİzlenebilirlikKorunma ÖnlemiKütükMelt and PourMill Test CertificateSıcak SacTürkiye Çelik Sektörü
F
FRT Editör

FRT Sac Profil ve Demir Mam. içerik ekibi — demir-çelik sektöründe uygulamalı bilgi.

Bu ürünlerden mi lazım? Hızlı Teklif Al