0543 448 30 28 WhatsApp
AnasayfaBlogDemir-Çelik Haberleri › Küresel Çelik Üretimi Temmuz'da Daraldı, Türkiye %7 Büyüdü: Çin'in 3,6'lık Düşüşü Piyasaya Ne Anlatıyor?
Demir-Çelik Haberleri

Küresel Çelik Üretimi Temmuz'da Daraldı, Türkiye %7 Büyüdü: Çin'in 3,6'lık Düşüşü Piyasaya Ne Anlatıyor?

Küresel Çelik Üretimi Temmuz'da Daraldı, Türkiye %7 Büyüdü: Çin'in 3,6'lık Düşüşü Piyasaya Ne Anlatıyor?

Dünya Çelik Derneği'nin (worldsteel) yayımladığı temmuz 2026 verileri, küresel çelik sanayisinde iki yönlü bir tabloya işaret ediyor: Dünya genelinde üretim yavaşlarken, Türkiye art arda gelen aylarda büyümesini sürdürüyor.

Derneğe raporlama yapan 70 ülkede temmuz ayı ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla %0,3 gerileyerek 149,2 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye'nin üretimi %7 artışla 3,4 milyon tona yükseldi.

Giriş

Çelik piyasasında aylık üretim verileri, tek başına bir fiyat sinyali üretmez; ancak arz tarafındaki eğilimin hangi coğrafyada güçlendiğini, hangisinde zayıfladığını gösterdiği için hurda talebinden ihracat rekabetine kadar geniş bir zincirin ön göstergesi sayılır. Temmuz verisinin dikkat çekici yanı, küresel toplamın daralmasına rağmen bu daralmanın homojen olmaması: Üretim kaybı büyük ölçüde tek bir ülkede yoğunlaşırken, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bir grup üretici ters yönde hareket etti.

Türkiye açısından tablo, yılın genelinde kurulan trendin devamı niteliğinde. Ocak-temmuz döneminde Türkiye'nin ham çelik üretimi %7,9 artışla 23,2 milyon tona çıkarken, aynı dönemde küresel üretim %0,6 azalarak yaklaşık 1,081 milyar ton seviyesinde kaldı.

Gelişme

Temmuz ayının ülke bazlı görünümünde en belirleyici hareket Çin'den geldi. Dünyanın en büyük çelik üreticisi olan Çin'in üretimi %3,6 azalarak 76,9 milyon tona indi. Küresel toplamın yarısından fazlasını tek başına karşılayan bir üreticide görülen bu ölçekteki bir düşüş, dünya toplamındaki %0,3'lük gerilemenin büyük bölümünü tek başına açıklıyor.

Diğer büyük üreticilerde ise yön yukarı:

  • Hindistan: %1,9 artışla 14,4 milyon ton
  • ABD: %4,4 artışla 7,4 milyon ton
  • Japonya: %0,4 artışla 6,9 milyon ton
  • Türkiye: %7 artışla 3,4 milyon ton
  • Vietnam: %34,7 artışla 2,7 milyon ton

Vietnam, ilk on üretici arasında en yüksek büyüme oranını kaydeden ülke oldu; ocak-temmuz döneminde üretimini %28 artırarak 17,9 milyon tona çıkardı. Bu, Güneydoğu Asya'da devreye giren yeni entegre kapasitenin küresel arz dengesine kalıcı biçimde yerleşmeye başladığının bir göstergesi olarak okunuyor.

Türkiye'nin performansı, geçtiğimiz aylarda kurulan sıralama tablosuyla da uyumlu. Türkiye 2025 yılını 38,1 milyon tonluk üretimle tamamlayarak dünyanın yedinci büyük ham çelik üreticisi konumuna yükselmiş, 34,1 milyon tonda kalan Almanya'yı geride bırakmıştı. Temmuz verisi, bu konumun tesadüfi bir sıçrama değil, süregelen bir üretim ivmesinin sonucu olduğunu doğruluyor.

Uzman Yorumu — Gelişmenin sektör üzerindeki olası etkileri

Bu veri setinin en önemli mesajı, "küresel üretim düştü" başlığının Türkiye için doğrudan olumsuz bir anlam taşımadığıdır. Aksine, düşüşün kaynağının Çin olması, Türk üreticisi açısından iki farklı kanaldan etki doğurma potansiyeli taşıyor.

Birinci kanal — ihracat rekabeti. Çin'in üretimindeki gerileme sürdürülebilir olursa, Çin menşeli ucuz mamulün üçüncü pazarlarda yarattığı fiyat baskısının bir miktar hafiflemesi beklenebilir. Türkiye'nin uzun süredir şikâyet ettiği "yol geçen hanı" etkisi, doğrudan ithalattan çok, Çin ihracatının Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarında referans fiyatı aşağı çekmesiyle işliyor. Ancak burada dikkatli olmak gerekir: Üretimdeki bir aylık düşüş, otomatik olarak ihracattaki düşüş anlamına gelmez; Çin'in iç talebi de zayıfsa üretim kesintisi ihracat hacmine yansımayabilir.

İkinci kanal — hurda talebi. Türkiye'nin üretim artışı ağırlıklı olarak elektrik ark ocaklı (EAO) tesislerden geliyor. Aylık 3,4 milyon tonluk bir üretim seviyesi, ithal hurdaya olan talebin canlı kalması anlamına gelir. Piyasa değerlendirmelerine göre Türk ithal hurda fiyatlarının eylül ayına ilişkin beklentisi büyük ölçüde yatay yönde; yani üretimdeki artış şu aşamada hurda tarafında belirgin bir yukarı baskı yaratmış görünmüyor. Bu, hammadde arzının talebi karşılayacak düzeyde olduğuna işaret ediyor.

Üçüncü ve daha yapısal bir nokta ise kapasite kullanımı. Türkiye'nin kurulu kapasitesi üretiminin belirgin biçimde üzerinde; sektörde kapasite kullanım oranlarının uzun süredir yaklaşık %60-65 bandında seyrettiği değerlendiriliyor. Dolayısıyla temmuzdaki %7'lik artış, yeni yatırımdan çok, mevcut kapasitenin daha yoğun çalıştırılmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu da artışın hızlı olduğu kadar, talep koşulları değiştiğinde hızla geri alınabilir bir nitelik taşıdığı anlamına gelir.

Sektörel Etkiler

İnşaat demiri ve uzun ürün: Üretimdeki artışın uzun ürün tarafına yansıması, iç piyasada arz bolluğu anlamına gelebilir. Piyasa değerlendirmelerine göre ağustos ayında Türk uzun ürün fiyatlarında sınırlı bir yukarı hareket gözlenirken talep zayıf seyretmeye devam etti — yani fiyat artışı talep kaynaklı değil, maliyet ve döviz kaynaklı görünüyor. Alıcı tarafının bu ortamda stok tutmaktan kaçınıp ihtiyaç bazlı alım yapması beklenebilir.

Yassı ürün (HRC/CRC/galvaniz): Sıcak sac tarafında fiyatların yatay seyrettiği, kaplamalı ürünlerde ise iskonto rekabetinin sertleştiği yönünde piyasa değerlendirmeleri var. Küresel üretimin daralmasına rağmen yassıda fiyatın yukarı gitmemesi, sorunun arz fazlasından çok talep zayıflığında olduğunu gösteriyor.

İhracat: Türkiye'nin çelik ihracatı bu yıl miktar bazında sınırlı bir artış eğiliminde ve yassı üründen uzun ürüne doğru bir kayış gözleniyor. AB'nin daraltılmış korunma kotaları ve yaklaşan "eritme ve döküm" (melt and pour) kuralı, ihracat kompozisyonunu önümüzdeki aylarda daha da belirleyici biçimde şekillendirecek. Üretimdeki artışın satış tarafında karşılığını bulabilmesi, büyük ölçüde bu pazar erişimi denklemine bağlı.

İthalat baskısı: Yerli üretimin artması, teorik olarak ithalatın payını daraltır. Ancak Türkiye'de nihai mamul tüketiminin önemli bir bölümü hâlâ ithalatla karşılanıyor. Yerli üretim artışının ithalatı ikame edip etmediği, önümüzdeki aylarda açıklanacak tüketim ve ithalat verileriyle netleşecek.

Ana sanayi tarafı: İnşaat, otomotiv ve beyaz eşya talebinde belirgin bir toparlanma olmadan, üretim artışının kârlılığa dönüşmesi zor. Enerji ve hurda maliyetlerinin yüksek seyri ile ABD ve AB pazarlarına erişimin ticaret önlemleriyle zorlaşması, marjlar üzerindeki baskıyı sürdürüyor.

Sonuç

Temmuz 2026 verisi, Türkiye çelik sektörü için hacim tarafında olumlu, marj tarafında ise temkinli bir tablo çiziyor. Üretim büyüyor, üstelik küresel eğilimin tersi yönde büyüyor — bu, sektörün operasyonel gücünü ve kapasite esnekliğini gösteriyor. Ancak büyümenin sürdürülebilir olması için üretim artışının talep artışıyla desteklenmesi, ihracat pazarlarına erişimin korunması ve kapasite kullanım oranının kalıcı olarak yukarı taşınması gerekiyor.

Kritik izlenmesi gereken üç başlık şunlar: Çin'in üretim kesintisinin ihracat hacmine yansıyıp yansımayacağı, Vietnam gibi yeni kapasitelerin bölgesel fiyat dengesine etkisi ve AB'nin ticaret önlemleri takviminin Türk ihracatçısı üzerindeki net yükü. Bu üçü, temmuz verisinin dördüncü çeyrekte gerçek anlamda ne ifade ettiğini belirleyecek.

Kaynaklar

Editör Notu: Bu içerik, birden fazla güvenilir ulusal ve uluslararası kaynağın karşılaştırmalı analizi sonucunda hazırlanmış özgün bir sektörel değerlendirme olup yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır.

Çelik FiyatlarıÇelik İhracatıÇelik Üretimi 2026Çin ÇelikDemir ÇelikDünya Çelik DerneğiElektrik Ark OcağıHam Çelik ÜretimiHRCHurdaİnşaat DemiriKapasite Kullanım OranıSıcak SacTürkiye Çelik SektörüUzun ÜrünVietnam ÇelikWorldsteelYassı Ürün
F
FRT Editör

FRT Sac Profil ve Demir Mam. içerik ekibi — demir-çelik sektöründe uygulamalı bilgi.

Bu ürünlerden mi lazım? Hızlı Teklif Al