0543 448 30 28 WhatsApp
AnasayfaBlogDemir-Çelik Haberleri › AB'nin ETS Revizyonu CBAM Faturasını Öteliyor: Türk Çelik İhracatçısı İçin Nefes mi, Erteleme mi?
Demir-Çelik Haberleri

AB'nin ETS Revizyonu CBAM Faturasını Öteliyor: Türk Çelik İhracatçısı İçin Nefes mi, Erteleme mi?

AB'nin ETS Revizyonu CBAM Faturasını Öteliyor: Türk Çelik İhracatçısı İçin Nefes mi, Erteleme mi?

Avrupa Komisyonu'nun Temmuz ayında masaya koyduğu Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) revizyon teklifi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM/SKDM) takvimini fiilen yeniden yazıyor. Teklif yasalaşırsa, AB'ye çelik satan üreticilerin karbon faturası öngörülenden daha yavaş ağırlaşacak.

Türkiye, AB'nin en büyük çelik tedarikçisi konumunda olduğu için bu düzenlemeden en doğrudan etkilenen ülkelerin başında geliyor. Ancak sektör kaynaklarının değerlendirmesi, rahatlamanın manşetlerin işaret ettiği kadar geniş olmadığı yönünde.

Giriş

CBAM'in kesin uygulama rejimi 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Mekanizmanın mantığı basit: AB'ye ithal edilen çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen ürünlerinde gömülü karbon emisyonu, AB içindeki üreticinin ETS kapsamında ödediği karbon bedeliyle aynı seviyeye çekiliyor.

Bu denklemin kritik değişkeni CBAM faktörü. AB'li üreticiler hâlâ belirli oranda ücretsiz tahsisat aldığı için, ithalatçıdan da yalnızca bu ücretsiz tahsisatın dışında kalan kısım kadar bedel talep ediliyor. Yani AB içindeki ücretsiz tahsisat ne kadar uzun sürerse, ithalatçının CBAM yükümlülüğü o kadar geç devreye giriyor. İşte Komisyon'un teklifi tam bu noktaya dokunuyor.

Gelişme

Avrupa Komisyonu, 17 Temmuz 2026'da revize ETS teklifini —yeni bir Elektrifikasyon Eylem Planı ile birlikte— yayımladı. Teklifin çelik sektörünü ilgilendiren temel başlıkları şöyle:

  • Ücretsiz tahsisatın kademeli olarak sıfırlanması 2038'e ötelendi. Mevcut mevzuatta bu sürecin 2034'te tamamlanması öngörülüyordu.
  • 2028'den itibaren, kademeli olarak kaldırılan ücretsiz tahsisatın %15'i geri veriliyor. Bu tampon, CBAM'in devreye girişini yavaşlatan asıl mekanizma.
  • Mevcut politikaya kıyasla ücretsiz tahsisat oranındaki artış 2028'de 1,5 puan, 2030'da 7,5 puan seviyesinde kalıyor; 2031–2033 aralığında 9–13 puana çıkıyor ve 2034–2037 arasında %15'te sabitleniyor.
  • Düzenlemenin AB sanayisine 2026–2030 döneminde yaklaşık 6 milyar euroluk ek ücretsiz tahsisat değeri sağlaması bekleniyor.
  • Doğrusal azaltım faktörü (LRF) 2031–2035 için %3,7, 2036–2040 için %1,7 olarak güncelleniyor.
  • 2031'den itibaren ücretsiz tahsisat koşullu hale geliyor: işletmelerin bağımsız doğrulamalı dekarbonizasyon yatırım planı hazırlaması ve tahsisat değerinin tamamına denk gelen tutarı Avrupa'daki dekarbonizasyon projelerine yatırması isteniyor.

Teklif henüz yasalaşmadı. Avrupa Parlamentosu ve Konsey sürecinden geçmesi gerekiyor; bu aşamada metnin değişmesi mümkün.

Avrupalı üreticiler memnun değil

İlginç olan, düzenlemenin AB'li çelik üreticilerini de tatmin etmemesi. Avrupa Çelik Birliği EUROFER'in genel direktörü Axel Eggert, teklifin üç kritik boşluk bıraktığını belirtti: Avrupalı çelik üreticilerinin uygun fiyatlı elektriğe ve yenilenebilir hidrojene nasıl erişeceği hâlâ belirsiz; çelik sektöründeki ücretsiz tahsisat azalması 2029–2030 civarında büyük ölçüde değişmeden duruyor ve mevcut metodoloji 2031'de ana çelik kıyas değerinde ciddi bir düşüşe yol açabilir; ayrıca CBAM kapsamındaki sektörlerin ihracatı için uzun süredir beklenen yapısal çözüm teklifte yer almıyor.

EUROFER, gerekli koşullar sağlanmadan 2033 hedefinde ısrar edilmesinin Avrupa çelik sanayisinin önemli bir bölümünün kaybıyla sonuçlanabileceği uyarısını yapıyor.

Türkiye tarafındaki tablo

Türkiye cephesinde iki paralel süreç işliyor. 7552 sayılı İklim Kanunu 9 Temmuz 2025'te Resmî Gazete'de yayımlandı ve Türkiye ETS'si 2026–2027 yıllarını kapsayan pilot döneme girdi. Pilot dönem; çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerinde yıllık 50.000 ton CO₂ eşdeğerinin üzerinde emisyona sahip tesisleri kapsıyor.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir ayrıntı var: pilot dönemde tesislere kıyas yöntemine göre %100 ücretsiz tahsisat veriliyor ve mali yükümlülük uygulanmıyor. Pilot dönemin amacı, izleme–raporlama–doğrulama (İRD) altyapısını test etmek ve piyasa mekanizmalarını oturtmak.

Uzman Yorumu — Gelişmenin sektör üzerindeki olası etkileri

Bu tablonun pratikte ne anlama geldiğini üç başlıkta okumak gerekiyor.

Birincisi, kazanılan şey zaman; maliyetin kendisi değil. Ücretsiz tahsisatın 2038'e uzatılması, Türk ihracatçısının CBAM yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor; eğrinin dikliğini azaltıyor. Karbon fiyatı beklentileri de bu rahatlamayı kısmen tüketiyor: piyasa değerlendirmelerine göre AB tahsisat (EUA) fiyatlarının 2026–2027'de 80 euronun üzerine çıkması, 2033 sonrasında ise 200 euro bandını zorlaması bekleniyor. Yani CBAM faktörü yavaş inerken, çarpıldığı birim fiyat yükseliyor. Net etki, tahsisat takvimine bakarak sanıldığı kadar lehte olmayabilir.

İkincisi, asıl maliyet kalemi hâlâ veri kalitesi. Sektör analizleri, teklifin ithalatçılar açısından CBAM maliyetlerini azaltma etkisinin sınırlı kaldığını, gerçek maliyet sürücüsünün varsayılan emisyon değerleri kullanmak zorunda kalma riski olduğunu vurguluyor. Gömülü emisyonunu tesis bazında ölçüp bağımsız doğrulatamayan üretici, AB'nin belirlediği varsayılan değerler üzerinden faturalandırılıyor — ve bu değerler tipik olarak gerçek performansın üzerinde. Türk çelik sanayisinin ağırlıklı olarak elektrik ark ocağı (EAO) ve hurda temelli üretim yapması, karbon yoğunluğu açısından ciddi bir avantaj; ancak bu avantaj yalnızca belgelenebildiği ölçüde paraya dönüşüyor. Varsayılan değerler üzerinden hesaplandığında Türkiye için telaffuz edilen maliyet ton başına 100 euro civarında.

Üçüncüsü, Türkiye ETS'sinin pilot yapısı şu an için mahsup üretmiyor. CBAM mevzuatı, ihracatçı ülkede fiilen ödenmiş karbon bedelinin AB'deki yükümlülükten düşülmesine izin veriyor. Fakat pilot dönemde %100 ücretsiz tahsisat verildiği ve mali yükümlülük doğmadığı için, ödenen bir karbon bedeli de bulunmuyor. Dolayısıyla mahsup imkânı, Türkiye ETS'sinin fiyatlı döneme geçişine bağlı. Pilotun 2027'de tamamlanacağı düşünüldüğünde, mahsup mekanizmasının anlamlı hale geleceği dönem ile Komisyon'un ötelediği takvim kabaca örtüşüyor. Bu, Türk sanayisi için hazırlık penceresini genişleten bir tesadüf.

Sektörel Etkiler

Yassı ürün ve HRC ihracatı: AB, Türk sıcak haddelenmiş sac ihracatının en kritik pazarlarından biri. CBAM yükünün 2028 sonrasına yayılması, halihazırda korunma önlemi kotaları ve anti-damping soruşturmalarıyla daralan bu kanalda maliyet baskısının en azından kısa vadede sabit kalması anlamına geliyor. Ancak kota tarafındaki sıkışıklık CBAM'den bağımsız devam ediyor; iki cephe birlikte değerlendirilmeli.

İnşaat demiri ve uzun ürün: EAO ağırlıklı üretim yapısı sayesinde uzun ürün segmenti, entegre tesis çıkışlı rakiplerine kıyasla düşük gömülü emisyon avantajına sahip. Revizyonun uzattığı süre, bu avantajı tesis bazında ölçüp doğrulatmak için gerçek bir fırsat penceresi yaratıyor. Bu pencereyi kullanamayan üreticiler, varsayılan değerlerin cezasını ödemeye devam edecek.

Hurda tedariki ve maliyet yapısı: Karbon regülasyonu, düşük emisyonlu üretimin primini kalıcı hale getirdiği ölçüde kaliteli hurdaya olan talebi destekleyen bir faktör. CBAM takviminin ötelenmesi bu etkinin de yavaşlaması anlamına geliyor; hurda tarafında kısa vadede belirgin bir yön değişikliği beklemek için erken.

Uyum maliyetleri: Doğrudan sertifika bedelinin yanında, daha az görünür bir kalem daha var: BT altyapısı, tedarik zinciri veri toplama ve doğrulama süreçlerine yapılması gereken yatırımlar. Bu maliyetler, sertifika alımı henüz başlamadan işletmelerin bilançosuna giriyor.

Takvim hatırlatması: 2026 yılı ithalatına ilişkin CBAM sertifika satışlarının AB merkezi platformunda 2027 Şubat'ında açılması, kesin rejim kapsamındaki ilk yıllık beyanın ise 2027 sonunda verilmesi bekleniyor. Yani nakit çıkışı 2027'ye kadar başlamıyor; ancak veri toplama yükümlülüğü bugün işliyor.

Sonuç

Komisyon'un ETS revizyon teklifi, Türk çelik ihracatçısı açısından olumlu ama sınırlı bir gelişme. Ücretsiz tahsisatın 2038'e uzatılması ve 2028'den itibaren %15'lik tamponun devreye girmesi, CBAM'in maliyet eğrisini yumuşatıyor. Buna karşılık yükselen EUA fiyatları, varsayılan emisyon değeri riski ve Türkiye ETS'sinin henüz mahsup üretmeyen pilot yapısı, rahatlamanın büyük bölümünü dengeliyor.

Teklifin yasalaşma süreci devam ediyor ve metnin Parlamento ile Konsey aşamasında değişme ihtimali var. İhracatçılar için doğru okuma, bu gelişmeyi bir erteleme değil, tesis bazlı emisyon ölçüm ve doğrulama altyapısını kurmak için kazanılmış ek süre olarak görmek. CBAM'de asıl fark yaratan, karbon yoğunluğunun düşük olması değil; düşük olduğunun belgelenebilmesi.

Kaynaklar

Editör Notu: Bu içerik, birden fazla güvenilir ulusal ve uluslararası kaynağın karşılaştırmalı analizi sonucunda hazırlanmış özgün bir sektörel değerlendirme olup yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır.

AB Emisyon Ticaret SistemiAvrupa BirliğiCBAMÇelik FiyatlarıÇelik İhracatıDemir ÇelikElektrik Ark OcağıEUROFERHRCHurdaİklim Kanunuİnşaat DemiriKarbon VergisiSıcak SacSKDMTürkiye Çelik SektörüTürkiye ETSYeşil Dönüşüm
F
FRT Editör

FRT Sac Profil ve Demir Mam. içerik ekibi — demir-çelik sektöründe uygulamalı bilgi.

Bu ürünlerden mi lazım? Hızlı Teklif Al