0543 448 30 28 WhatsApp
AnasayfaBlogDemir-Çelik Haberleri › Sıcak Sacda Dünya Üçe Bölündü: ABD'de Ton 1.300 Doları Aştı, Türkiye 650 Dolarda Sıkıştı
Demir-Çelik Haberleri

Sıcak Sacda Dünya Üçe Bölündü: ABD'de Ton 1.300 Doları Aştı, Türkiye 650 Dolarda Sıkıştı

Küresel sıcak haddelenmiş rulo sac (HRC) piyasasında yılın ilk sekiz ayında oluşan tablo, artık tek bir "dünya çelik fiyatı"ndan söz etmenin mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Eylül ayının ilk günlerinde ABD referans fiyatı kısa ton başına 1.200 doların üzerinde seyrederken, Avrupa'da tonun euro karşılığı yeni kota rejiminin desteğiyle yukarı yönlü baskı altında. Türkiye ise talep zayıflığı ve ithalat rekabetinin sıkıştırdığı bir bantta yatay seyrediyor.

Aynı kalitede bir sıcak rulo sacın Amerika'da, Avrupa'da ve Türkiye'de bugün birbirinden bu kadar kopuk fiyatlanması tesadüf değil. Ardışık gümrük duvarları, kota kısıtları ve karbon düzenlemeleri, çeliğin serbestçe akışını kısıtladıkça fiyat farkı arbitrajla kapanmıyor; kalıcılaşıyor.

Giriş

Sıcak rulo sac, yassı çelik zincirinin başlangıç ürünüdür: soğuk sac, galvanizli sac, boru ve profilin tamamı buradan türer. Bu nedenle HRC fiyatı, bir ülkenin otomotivinden beyaz eşyasına, çelik konstrüksiyonundan boru üretimine kadar geniş bir sanayi tabanının maliyet zeminini belirler. 2026'nın üçüncü çeyreği sona ererken bu zemin, dünyanın üç büyük tüketim bölgesinde birbirinden tamamen farklı seviyelere oturmuş durumda.

Tablonun oluşmasında iki düzenleyici kırılma belirleyici oldu: ABD'nin 232. madde kapsamındaki çelik tarifesini 2025 Haziran'ında yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkarması ve Avrupa Birliği'nin 1 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren yeni çelik ithalat rejimi. Her iki düzenleme de ithal çeliğin ilgili pazara girişini pahalı hale getirdi ve iç piyasa fiyatlarını dış referanslardan kopardı.

Gelişme

ABD tarafında Nucor, 31 Ağustos haftasında sıcak sac spot fiyatını (CSP) kısa ton başına 5 dolar artırarak 1.185 dolar seviyesine taşıdı; sektör kaynakları artışın gerekçesi olarak tedarikteki daralmayı gösterdi. SteelOrbis'in 1 Eylül tarihli analizinde de Nucor'un haftalık 5 dolarlık artışı "sıkı arz koşulları" ile ilişkilendirildi. Şirketin 27 Ocak'tan bu yana neredeyse her hafta 5 ila 15 dolar arasında zam yaptığı, sektör takip kuruluşlarının derlemelerinde yer alıyor.

Referans endeks tarafında da tablo benzer: Trading Economics verilerine göre HRC 2 Eylül 2026'da 1.204,10 dolar/kısa ton seviyesindeydi; bu, aylık bazda yüzde 1,18, yıllık bazda ise yüzde 50,70 artışa işaret ediyor. Endeks Ağustos ayı içinde 1.211 dolar/kısa tona kadar çıkarak Mart 2023'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti.

Burada kritik bir birim ayrıntısı var ve çoğu karşılaştırmada gözden kaçıyor: ABD fiyatları kısa ton (yaklaşık 907 kilogram) üzerinden kote edilir. Nucor'un 1.185 dolarlık CSP'si metrik tona çevrildiğinde yaklaşık 1.306 dolar/ton, 1.204 dolarlık endeks ise yaklaşık 1.327 dolar/ton anlamına geliyor. Bir yıl önce yaklaşık 800 dolar/kısa ton (kabaca 880 dolar/metrik ton) olan seviyeyle karşılaştırıldığında artışın büyüklüğü daha net görülüyor.

Avrupa'da ise SteelRadar'ın 20 Ağustos tarihli değerlendirmesine göre Kuzey Avrupa'da Ekim teslim HRC 715-730 euro/ton EXW bandında işlem görüyor, üretici teklifleri 740-750 euro/tona kadar çıkıyordu. İtalya'da seviye 705-710 euro/ton EXW, üretici talebi 720 euro/ton düzeyindeydi. 2 Eylül 2026 itibarıyla 1,1589 seviyesindeki euro/dolar paritesiyle bu bant kabaca 830-870 dolar/tona karşılık geliyor.

Türkiye'de ise durum farklı. Yerli üreticilerin resmi tekliflerinin son haftalarda büyük ölçüde yatay seyrettiği, galvanizli sac başta olmak üzere kaplamalı ürünlerde talep zayıflığının fiyatları aşağı çektiği ve satışların büyük ölçüde iskontoya bağlı ilerlediği piyasa değerlendirmelerinde öne çıkıyor. Yaz aylarına ait üretici teklif seviyeleri Ege ve Akdeniz bölgesinde 630 dolar/ton, Marmara ve Karadeniz'de 640 dolar/ton, spot piyasa ortalaması ise 660 dolar/ton civarındaydı. Buna göre Türkiye, güncel piyasa değerlendirmelerine göre yaklaşık 630-660 dolar/ton bandında konumlanıyor.

BölgeYaklaşık HRC seviyesi (metrik ton)Ana belirleyici
ABD~1.300-1.330 dolar232. madde %50 tarife + sıkı arz
Avrupa Birliği~830-870 dolarYeni kota rejimi + SKDM (CBAM)
Türkiye~630-660 dolarZayıf iç talep + ithalat rekabeti

Avrupa'daki yukarı yönlü baskının kaynağı talep canlanması değil, arz daralması. 1 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren yeni AB çelik tüzüğü, yıllık toplam kotayı 18,3 milyon ton dolayına indirerek gümrüksüz kota hacmini yaklaşık yüzde 47 daraltırken, kota dışı vergiyi yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkardı ve ürün kapsamını 28 kategoriden 30'a genişletti. Kotanın yarısı serbest ticaret anlaşması olan ülkelere ayrıldı. Avrupa Parlamentosu düzenlemeyi Mayıs 2026'da 606 kabul, 16 ret ve 39 çekimser oyla onaylamıştı. Buna 1 Ekim 2026'da başlayacak "eritme ve döküm" menşe kuralı ile Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın maliyet etkisi ekleniyor.

Uzman Yorumu — Gelişmenin sektör üzerindeki olası etkileri

Bu tablonun en önemli mesajı, çelik fiyatının artık ağırlıklı olarak hammadde maliyeti tarafından değil, pazara erişim hakkı tarafından belirleniyor olması. Hurda, demir cevheri ve enerji maliyetleri üç bölgede de benzer küresel dinamiklere tabi; buna rağmen nihai ürün fiyatları arasında iki kata yaklaşan bir fark oluşmuş durumda. Bu farkın büyük bölümü, tarifelerin ve kotaların yarattığı "giriş primi"dir.

İkinci bir gözlem, farkın kendi kendini kapatmaya çalışmadığıdır. Normal koşullarda ABD ile Türkiye arasında ton başına 600 doları aşan bir makas, ihracat akışını hızla ABD'ye yönlendirir ve makas daralır. Ancak yüzde 50'lik tarife bu mekanizmayı devre dışı bırakıyor. Nitekim sektör analizlerinde, ABD iç piyasa fiyatının yüzde 50 tarife dahil edilmiş ithal maliyetin dahi üzerinde kaldığı; buna rağmen ithalatın belirgin biçimde artmadığı belirtiliyor. Temmuz ayında ABD'ye yassı çelik ithalatı 455 bin ton düzeyinde gerçekleşerek Haziran'daki 525 bin tonun altında kaldı. Yani fiyat sinyali güçlü, ama akışın önündeki idari engel daha güçlü.

Üçüncü olarak, Türkiye'nin konumu bu denklemde çift taraflı bir sıkışmayı işaret ediyor. Türk üreticisi bir yandan ABD ve AB pazarlarında yükselen fiyatlardan yararlanamıyor; çünkü tarife ve kota engelleri bu pazarlara erişimi sınırlıyor. Öte yandan iç pazarda, dünyanın en düşük maliyetli ihracatçılarının yöneldiği bir alan haline gelmiş durumda. Türkiye'nin yılın ilk yedi ayında Çin'den yaklaşık 2,5 milyon ton çelik ithal etmiş olması, bu baskının ölçeğini gösteriyor.

Bir uyarı payı da eklemek gerekir: ABD'deki 1.300 dolarlık seviye, kısmen konjonktürel bir arz sıkışıklığını da yansıtıyor. Sendika (USW) ile çelik üreticileri arasındaki toplu iş sözleşmelerinin 1 Eylül'de sona ermesi ve müzakerelerin uzatılması, piyasada tedarik endişesi yarattı. Bu tür konjonktürel primler kalıcı olmayabilir; ancak tarifeden kaynaklanan yapısal fark, düzenleme değişmedikçe yerinde kalacaktır.

Sektörel Etkiler

Yassı çelik ve sac tüketicileri: Türkiye'de faaliyet gösteren boru, profil, çelik konstrüksiyon ve beyaz eşya üreticileri, küresel ölçekte bakıldığında bugün belirgin bir hammadde maliyeti avantajına sahip. 630-660 dolar bandındaki sıcak sac, Avrupalı rakibin ödediğinin yaklaşık 200 dolar, Amerikalı rakibin ödediğinin ise yarısından az bir maliyeti temsil ediyor. Bu avantaj, mamul ihracatında rekabet gücüne dönüştürülebilir.

Çelik ihracatçıları: Ham ve yarı mamul çelikte tablo tersine dönüyor. Yüksek fiyatlı pazarlara erişim tarife ve kota ile kısıtlandığı için, fiyat farkı doğrudan bir gelir fırsatına çevrilemiyor. Türkiye'nin AB sıcak sac kotasının dönem başında hızla tükenmesi, bu darboğazın somut göstergesiydi. İhracatçı için kritik değişken artık fiyat değil, kota takvimi ve menşe belgelendirmesi.

Uzun ürün tarafı: Yassı üründeki bu ayrışma, uzun ürün piyasasını doğrudan aynı ölçüde etkilemiyor. Ancak yassıda ihracat kanalı daralan üreticilerin kapasitelerini iç pazara yönlendirmesi, yurt içinde genel bir fiyat baskısı yaratma potansiyeli taşıyor.

Stok ve satın alma stratejisi: Yatay seyreden bir iç piyasada agresif stoklama cazip görünmüyor. Buna karşılık 1 Ekim'de başlayacak AB menşe kuralı ve karbon maliyetlerinin kademeli artışı, son çeyrekte Avrupa'ya yönelik akışların yeniden şekillenmesine yol açabilir. Alıcılar için makul yaklaşım, kısa vadeli ihtiyaca göre pozisyon almak ve düzenleme takvimini yakından izlemek olacaktır.

İnşaat ve otomotiv: Türkiye'de sac maliyetinin yatay seyretmesi, otomotiv yan sanayi ve inşaat çelik konstrüksiyon projeleri için maliyet öngörülebilirliği anlamına geliyor. Bu, bütçeleme açısından son iki yılın en istikrarlı zeminlerinden biri.

Sonuç

2026 Eylül'ünde sıcak sac piyasası, tek bir küresel referans fiyat etrafında değil, üç ayrı düzenleyici rejimin belirlediği üç ayrı seviye etrafında dengeleniyor. ABD'nin yüzde 50'lik tarifesi, Avrupa'nın daraltılmış kota rejimi ve Türkiye'nin görece açık pazarı, aynı ürüne çok farklı fiyatlar biçiyor.

Türk çelik sektörü için bu tablo hem risk hem fırsat barındırıyor. Riski, yüksek fiyatlı pazarlara erişimin idari olarak kısıtlanması; fırsatı ise, düşük hammadde maliyetinin mamul ihracatında rekabet avantajına dönüştürülebilmesi. Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak soru, Türkiye'nin bu ayrışmayı ham çelik ihracatçısı olarak mı yoksa katma değerli mamul üreticisi olarak mı karşılayacağıdır.

Kaynaklar

Editör Notu: Bu içerik, birden fazla güvenilir ulusal ve uluslararası kaynağın karşılaştırmalı analizi sonucunda hazırlanmış özgün bir sektörel değerlendirme olup yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır.

AB Çelik KotasıABD Çelik TarifesiCBAMÇelik FiyatlarıÇelik İhracatıÇelik İthalatıÇelik PiyasasıÇin Çelik İhracatıDemir ÇelikGalvanizli SacHRCNucorSection 232Sıcak Rulo SacSıcak SacSoğuk SacTürkiye Çelik SektörüYassı Çelik
F
FRT Editör

FRT Sac Profil ve Demir Mam. içerik ekibi — demir-çelik sektöründe uygulamalı bilgi.

Bu ürünlerden mi lazım? Hızlı Teklif Al