Türkiye'nin Hurda Tedarikinde Rota Değişiyor: Haziran'da ABD Menşeli İthalat %70 Geriledi
Türkiye'nin ithal hurda piyasasında haziran ayı, toplam tonajın değil tedarik haritasının konuşulduğu bir ay oldu. Aylık ithalat hacmi yükselirken, yılların değişmez bir numaralı tedarikçisi olan ABD'nin sevkiyatı sert biçimde daraldı; oluşan boşluğu Avrupa limanları ve Rusya doldurdu.
Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı konumundaki Türkiye için bu, yalnızca istatistiksel bir dalgalanma değil; ark ocaklı tesislerin hammadde maliyetini, kalite karışımını ve pazarlık masasındaki elini doğrudan ilgilendiren bir yapısal sinyal niteliği taşıyor.
Giriş
Türk çelik üreticileri üretimlerinin ağırlıklı bölümünü elektrik ark ocaklarında (EAO) gerçekleştiriyor ve bu üretim modeli, ülkeyi hurda ithalatına yapısal olarak bağımlı kılıyor. Aylık 1,5 milyon tonu aşan alım hacmiyle Türkiye, küresel deniz aşırı hurda ticaretinde fiyatın belirlendiği referans pazar konumunda bulunuyor. Dolayısıyla İskenderun, İzmir ve Marmara limanlarına gelen yükün nereden geldiği, tek başına ne kadar geldiği kadar önemli.
Haziran verileri tam da bu noktada dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor: toplam tonaj güçlü bir artış gösterirken, menşe dağılımı son yılların alışılmış dengesinden belirgin şekilde ayrışıyor.
Gelişme
Sektörel veri sağlayıcılarının TÜİK istatistiklerine dayandırdığı derlemelere göre Türkiye, 2026 yılı haziran ayında 1,59 milyon ton hurda ithal etti. Bu rakam, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık %31 artışa, bir önceki aya göre ise %7 civarında yükselişe işaret ediyor. İthalatın değeri aynı dönemde 657,7 milyon dolar olarak gerçekleşti; değer bazındaki yıllık artış %44,6 ile tonaj artışının belirgin biçimde üzerinde seyretti. Bu makas, ortalama birim fiyatın bir yıl öncesine kıyasla yukarıda konumlandığını gösteriyor.
Ocak-haziran dönemine bakıldığında tablo çok daha ölçülü: yılın ilk yarısında toplam hurda ithalatı 9,67 milyon ton ile %3,1 artarken, ithalat faturası %5,8 yükselişle 3,76 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yani haziranın güçlü performansı, yılın geneline yayılmış bir talep patlamasından çok, aylık sevkiyat takviminin sıkışmasıyla oluşan bir toparlanma görünümü veriyor.
Menşe dağılımındaki kırılma
Asıl dikkat çeken ayrıntı, tedarikçi ülkelerin performansında. Yılın ilk yarısında 1,77 milyon tonluk sevkiyatla ABD, %2,9'luk artışla Türkiye'nin bir numaralı hurda kaynağı olmayı sürdürdü. Ancak yalnızca haziran ayına bakıldığında ABD menşeli ithalat 114,7 bin tona gerileyerek geçen yılın aynı ayına kıyasla yaklaşık %70 daraldı. Aylık toplamın 1,59 milyon ton olduğu düşünüldüğünde, geleneksel ana tedarikçinin payı tek haneli seviyelere inmiş oldu.
İlk yarı itibarıyla diğer başlıca tedarikçilerin görünümü şöyle:
| Menşe | Ocak-Haziran 2026 | Yıllık değişim |
| ABD | 1,77 milyon ton | +%2,9 |
| Hollanda | 1,20 milyon ton | -%20,0 |
| İngiltere | 1,12 milyon ton | +%20,8 |
| Romanya | 750,3 bin ton | +%57,8 |
| Belçika | 738,7 bin ton | -%0,3 |
| Danimarka | 563,6 bin ton | +%13,4 |
| Rusya | 479,6 bin ton | +%34,4 |
Tablo, Avrupa kıtası içinde de bir yer değiştirme yaşandığını gösteriyor: Hollanda kaynaklı sevkiyat beşte bir oranında gerilerken, İngiltere ve özellikle Romanya çift haneli hatta yakın çift katlı büyüme kaydetti. Rusya menşeli hurdanın %34'ü aşan artışı ise Karadeniz hattının Türk ark ocakları için giderek daha önemli bir tampon kaynak hâline geldiğine işaret ediyor.
Fiyat tarafında görece sakin bir tablo
Menşe kaymasına rağmen fiyatlar ağustos başında sert bir tepki üretmedi. Uluslararası fiyat derlemelerine göre 1 Ağustos 2026 itibarıyla ABD çıkışlı HMS 1&2 (80:20) kalite hurda Türkiye teslim 376 dolar/ton CFR seviyesinde yatay seyretti. Aynı derlemede Türk inşaat demiri 565-585 dolar/ton FOB bandına 3 dolarlık düşüşle gerilerken, filmaşin 575-585 dolar/ton FOB düzeyinde sabit kaldı. BDT menşeli kütük ise Türkiye teslim 485-495 dolar/ton CFR ile 5 dolar yukarı hareket etti.
Yani hammadde tarafı görece dengeli seyrederken, mamul tarafında inşaat demiri fiyatları hafif baskı altında. Bu da ark ocaklarının marj penceresinin daralma eğiliminde olduğu anlamına geliyor.
Uzman Yorumu — Gelişmenin sektör üzerindeki olası etkileri
Haziran verisini yorumlarken iki ayrı zaman ekseni birbirine karıştırılmamalı. Gümrük istatistikleri gemilerin limana varış anını kaydeder; oysa piyasa haberleri kontratın bağlandığı anı konuşur. Piyasa değerlendirmelerine göre haziranda karaya inen yüklerin önemli bölümü, ilkbahar aylarında yüksek tonajlı alımların yapıldığı dönemde bağlanmış kontratlara ait. Bu nedenle "haziranda ithalat %31 arttı" başlığını, doğrudan haziran ayına ait taze bir talep canlanması olarak okumak yanıltıcı olur; nitekim aynı dönemde iç piyasada talebin zayıf, üretici stoklarının yüksek olduğuna dair değerlendirmeler yaygındı.
ABD menşeli sevkiyattaki sert düşüşün ardında ise tek seferlik bir olaydan çok, üst üste binen birkaç etken görünüyor. Uluslararası geri dönüşüm sektörü kaynaklarının değerlendirmelerine göre ABD, son beş yılda yıllık hurda ihracatını 15-20 milyon ton bandından 10-12 milyon ton aralığına indirdi. Bunun temel nedeni, ülke içinde devreye alınan yeni ark ocağı kapasitesinin hurdayı yurt içinde tutması. Buna iç piyasadaki görece güçlü fiyatlar ve yüksek navlun maliyetleri eklendiğinde, ABD'li ihracatçı için Türkiye'ye yük göndermek belirli haftalarda ekonomik olmaktan çıkabiliyor.
Denklemin diğer ucunda Avrupa var. Avrupa'da yüksek fırın ve ark ocaklı tesislerin üretimi kısmasıyla kıta içinde hurda arz fazlası oluştuğuna dair değerlendirmeler bulunuyor. Kendi iç talebi zayıflayan Avrupalı tedarikçi için Türkiye, doğal ve nakliye mesafesi kısa bir tahliye kanalı hâline geliyor. Kısacası ABD'nin geri çekilmesi ile Avrupa'nın öne çıkması, birbirini besleyen aynı madalyonun iki yüzü.
Sektörel Etkiler
Hammadde maliyeti ve kalite karışımı: ABD menşeli derin deniz yüklerinin payının azalması, kısa vadede fiyat avantajı yaratabilir; ancak kalite tutarlılığı açısından yönetilmesi gereken bir risk de doğurur. Avrupa kaynaklı bazı yükler, kimyasal safsızlık (özellikle bakır ve kalay gibi izleyici elementler) açısından daha değişken bir profil sunabildiğinden, kaliteli filmaşin ve çekme kalite üretiminde şarj reçetesinin daha dikkatli kurgulanması gerekir.
Pazarlık gücü: Tedarikçi çeşitliliğinin artması, teorik olarak alıcının elini güçlendirir. Ancak tek bir büyük kaynağın devreden çıktığı dönemlerde alternatif tedarikçilerin fiyat esnekliği azalabilir. Ağustos başında hurda fiyatlarının yatay kalması, şimdilik dengeyi koruyan bir görünüme işaret ediyor.
İnşaat demiri ve uzun ürün: Hurda 376 dolar/ton seviyesinde tutunurken inşaat demirinin 565-585 dolar/ton FOB bandında gerilemesi, hurda-nervürlü makasının daralması anlamına geliyor. Bu makas, ark ocaklı üreticilerin kârlılığının en temel göstergesi olduğundan, iç piyasada satış fiyatı savunusu ve üretim disiplini önümüzdeki haftaların ana gündemi olmaya aday.
Yassı ürün ve ihracat: Sıcak sac cephesinde Türkiye'nin ilk yarı HRC ihracatı 1,35 milyon ton ile yıllık bazda %13,9 gerilerken, ihracat geliri 788,2 milyon dolara indi. Avrupa'daki kota ve korunma önlemi baskısı bu daralmada belirleyici. Uzun ürün tarafındaki hammadde avantajı, yassı taraftaki pazar erişimi sorununu telafi etmiyor.
Üretim tarafı: Ham çelik üretiminde tablo daha olumlu. Türkiye yılın ilk yarısında üretimini yaklaşık %8 artışla 19,8 milyon tona çıkardı; haziran ayı üretimi 3,3 milyon ton düzeyinde gerçekleşti. Artan üretim, hurda talebinin yapısal olarak güçlü kalacağını gösteriyor. Buna karşın temel metal sanayiinde yurt içi ÜFE'nin temmuzda aylık %1,44, yıllık %27,61 artması, girdi maliyetlerindeki baskının sürdüğüne işaret ediyor.
Nihai kullanıcı sektörler: İnşaat tarafında maliyet öngörülebilirliği kısa vadede korunuyor. Beyaz eşya ve otomotiv gibi yassı ürün ağırlıklı sektörlerde ise belirleyici olan hurda değil, ithal sac fiyatları ve ihracat pazarlarındaki kota rejimi olmayı sürdürüyor.
Sonuç
Haziran verisi, Türkiye'nin hurda tedarikinde tek kaynağa bağımlılığın azaldığı, buna karşın tedarik zincirinin daha parçalı ve daha oynak bir yapıya evrildiği bir dönemin işaretlerini taşıyor. ABD'nin geri çekilmesi konjonktürel unsurlar kadar yapısal bir kapasite dönüşümünü de yansıtıyor; bu nedenle önümüzdeki aylarda tam bir geri dönüş beklemek gerçekçi olmayabilir.
Alıcı tarafında öne çıkacak beceri, en ucuz yükü bulmaktan çok, farklı menşelerden gelen malzemenin kalite profilini doğru yöneterek şarj maliyetini istikrarlı tutmak olacak. Ağustos ayında bağlanacak kontratların menşe dağılımı, bu kaymanın kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu gösterecek en somut gösterge niteliğinde.
Kaynaklar
- SteelOrbis — Türkiye'nin haziran ayı hurda ithalatı ve menşe dağılımı (TÜİK verilerine dayalı)
- SteelRadar — Türkiye'nin hurda ithalatı haziranda %32 arttı
- Kallanish — Türkiye hurda ithalatındaki düşüşü haziranda tersine çevirdi
- Arap Demir Çelik Birliği (AISU) — 1 Ağustos 2026 tarihli uluslararası fiyat derlemesi
- SteelOrbis — Türkiye'nin HRC ihracatı haziranda ve ilk yarıda geriledi
- Steel Market Update — Uluslararası hurda piyasasında eğilimler
- Recycling Today — ABD hurda piyasasında ihracat ve iç talep dengesi
- SteelOrbis — Temmuz 2026 temel metal sanayi yurt içi ÜFE verisi
- TRT Haber / TÇÜD — Türkiye'nin ilk yarı ham çelik üretimi 19,8 milyon ton
Editör Notu: Bu içerik, birden fazla güvenilir ulusal ve uluslararası kaynağın karşılaştırmalı analizi sonucunda hazırlanmış özgün bir sektörel değerlendirme olup yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır.
İlgili Yazılar
